ÜLKEMİ BEKLEYEN SORUNLAR MI BELEDİYE SEÇİMİ Mİ?

Yılbaşından bu yana yerel seçimlerle yatıp kalkıyoruz. İktidarı ve muhalefeti de aynı istim üzerinde. Hiçbir siyasi lider çıkıp da ülkenin etrafında örülmekte olan sinsi çemberden ve ülkemizin aşağıdaki sorunlarından söz etmiyor.

. S-400 alımı, Suriye kuzeyinde güvenli bölge tesisi, İdlib’de istikrar yaratma arayışı, Doğu Akdeniz’de petrol/doğal gaz arama çalışmaları,  Türkiye’nin Libya’daki çatışmalara yüksek sesle müdahil olması, Gazze’de İsrail tarafından Anadolu Ajansı ofisinin vurulması, IŞİD liderinin “Türkiye Vilayeti” söylemi ile gözdağı vermeye çalışması, İsrail’in Golan eteklerinde hareketlenme gayretleri, Kandil operasyonu  hazırlıkları ve Irak ile iş birliği arayışları, Suriye Anayasa’sı çalışmaları, Cenevre görüşmeleri vb.

Türkiye S-400 ile F-35 krizine odaklanmışken Suriye’de Türkiye’nin altındaki halı çekiliyor. S-400 kriziyle ABD ve Türkiye adeta düşman cephelere ayrılmış iki NATO müttefiki. Ekonomik ve askeri yaptırım ve ambargolarla tehdit ediyor. Rusya ve Suriye rejim güçlerinin; İdlib bölgesinde saldırılarını artırarak, TSK kontrol noktasına yapılan saldırılarla da Türkiye’nin İdlib’de güvenlik kaygısını pazarlık konusu yapmak istedikleri düşünülmektedir. Bu pazarlık üzerinden, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge tesisi ile Münbiç yol haritasını Rusya ve rejimin, kendi lehine çevirmek istediği ortada.

ABD PYD/YPG üzerinden Türkiye’yi tehdit ediyor. Türkiye’ye hayır derken PYD/YPG’yi öne sürüp ama onlar istemiyor diyor veya tehdit savuruyor. Örneğin PYD/YPG’nin Haseke güneyin Al Hol kampındaki 10 bini IŞİD’li terörist diğerleri aileleri olmak üzere 70 bin kişiyi serbest bırakmakla bunların da Türkiye’de terör saldırıları yapabileceğini seslendiriyor. Bunları kampta tutmak için de Türkiye Fırat doğusuna herhangi bir operasyonu aklından bile geçirmesin diyor.(1)

IŞİD Suriye’de artık belirli bir toprak parçası kontrol etmiyor ama Al Hol kampı adeta PKK’nın Irak’taki Mahmur kampına benziyor. Mahmur kampı nasıl PKK’ya eleman sağlamada ana merkezlerden biriyse Al Hol da IŞİD’in Mahmur’u olmuş durumda. PYD/YPG kontrolündeki Al Hol kampındaki IŞİD’lilerin ABD ve YPG kontrolünde Suriye içlerinde saldırıları yapmasına göz yumulduğuna yönelik ciddi iddialar var.

            Türkiye’nin, S-400 alımı konusunda ABD’nin gösterdiği karşı tavrına mukabil yürüttüğü denge politikasını, Rusya kendi lehine bir fırsat olarak görmekte ve Suriye rejimi de bu durumu Rusya üzerinden kazanca çevirmek istemektedir. Bu çerçevede Türkiye’yi, İdlib ve Tel-Rıfat’da sıkıştırmak istedikleri söyleniyor. Tel-Rıfat saldırılarının amacının; Münbiç yol haritasında, güvenli bölge meselesinde ve İdlib’de Türkiye’nin inisiyatifinin kırılmasına yönelik bir gayret olduğunu çıkarmak mümkün görünmektedir.

 

ABD’nin PYD/YPG’nin siyasi temsilcisi Suriye Demokratik Konseyinin Suriye müzakere sürecine sokmak ve anayasa yazma komisyonunda koltuklarını ayırtmak için aktif harekete geçtiği de bildiriliyor. James Jeffery’nin son Türkiye ziyareti ve Cuma günü Cenevre’de Küçük Grup olarak bilinen Mısır, Fransa, Almanya, Ürdün, S. Arabistan ve İngiltere’nin Suriye temsilcileriyle yaptığı toplantıda da bunların ele alındığı ifade edildi. Yani Suriye’de ABD’nin dediği oluyor, Türkiye de ona uyuyor. 

            Her kim bir diğerinin kontrol ettiği bölgesine el atarsa bölgeyi kendi lehine çevireceği değerlendirilmektedir(2)

Terör cephesi hattı Doğu Akdeniz’den İran sınırına kadar uzadı. Aynı gün hattın en üç noktalarında Hakkari ve İdlib’de ve de hattın ortalarında Afrin’de terör saldırılarına maruz kaldık. Gelişmeler bunun daha da artacağına işaret ediyor.

            Sonuç: ülkem yöneticileri bir an evvel seçimlerden kurtulmalı ve ülke sorunlarını çözmeye yönelmelidir. Başka Türkiye olmadığını bilmeliyiz. Saygılarımla.

Kaynaklar:

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yapın

Navigate