DOĞU TÜRKİSTANLI ESİR KAMPLARINDA

Gün geçmiyor ki Doğu Türkistan’dan gelen kara bir haber bağdaş kurup oturmasın beynimize. Urumçi’den yükselen feryatlar dağlar yüreklerimizi. Bu kaçıncı feryat; kör gözlü dünyanın görmediği, sağırlaşmış vicdanların duymadığı? Doğu Türkistan’ın çığlığı yine bu milletin has evlatlarının yüreklerini yaktı, acıyla dağladı. Ne desek az, ne söylesek eksik…

 

Biz Gulca katliamını bile duyuramamışken, Doğu Türkistan’dan gelen kara haberler içimizi kanatmaya devam etti. Çin Halk Cumhuriyeti 1 Ocak 2015’te yürürlüğe koyacağı yeni yasa ile “namazı ve örtünmeyi yasaklayacak” deniliyordu gazete haberlerinde. Zulme yasal kılıf bulunuyordu sizin anlayacağınız. Mülteci olarak Tayland’a sığınan Doğu Türkistanlıların iade edileceği haberleri 2014 yılının son günlerinde gündemden düşmedi. “İade edilirlerse sonları ölüm, sürgün ve müebbet olacak” deniliyor ki; bu acı tarife sığmaz… Daha kısa bir zaman önce yaşananların acısı unutulmadan yeni acılar eklendi yüreğimize. “21 Eylül 2014 tarihinde Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’ın Bayangolin iline bağlı Bügür ilçesinde çıkan olaylarda yaklaşık 50 sivil Uygur’un vurularak öldürüldüğü öğrenildi.”[1] Çin resmi haber ajansı Xinhua 2014 yılında ölen Doğu Türkistanlıların sayısını 400 olarak açıklıyordu. Yara kanamaya devam ediyor ve 2018 yılından itibaren Çin’in Doğu Türkistanlıları zorla toplama kamplarında tuttuğu haberleri, görüntüleri ortaya çıkıyor.  İki kilometrelik dev duvarlarla çevrili ve 16 koruma kulesinin bulunduğu (kaçmaya çalışanları vurmak için mi?) esir kampları insanlığı uyandırmalı, ayağa kaldırmalı değil midir? Demek mızrak çuvala sığmıyordu. “Güneş balçıkla sıvanmaz” sözü boşuna değildi… Asırlardır gizlense de Doğu Türkistan’daki zulüm gizlenemiyordu artık…

 

“İnsan nisyan ile maluldür” denmiş. Türk Milleti olarak acımız birazcık küllendi mi hemen unutuveririz yaşananları… Tarihin çok eski dönemlerine gitmeden yakın geçmişi bir hatırlayalım isterseniz.

 

5 Şubat 1997 yılının Ramazan ayında, hem de Kadir Gecesinde Çinliler Doğu Türkistan’da camiye gidenlere saldırmış ve binin üzerinde kardeşimiz şahit edilmişti. Tarihe “Gulca Katliamı” olarak not düşüldü bu acı. 2009’un Temmuz’unda yine bin Doğu Türkistanlı hunharca katledildi. Ay dolanıyor, yıllar geçiyor ama Doğu Türkistanlının dramı hep aynı… 2015 yılının Ramazan ayında değişen bir şeyin olmadığını bir kere daha gördük acı bir şekilde…

 

24 Ağustos 2014 tarihinde haber siteleri Urumçi, Aksu, Kaşgar ve Hotan’da 8 Doğu Türkistanlının idam edildiğini yazdılar. Doğu Türkistanlının evinde Kur’an bulundurması suç, kadınların uzun etek giymesi, çocukların camiye gitmesi yasak. Bunu yapanlar da suçlu.[2] Yarkent’te başörtülü kadınlara yapılan saldırılar[3], yani zulmün ardı arkası kesilmiyor…

 

Arzumuz odur ki bu zulüm sona ersin. Türkistan’ın dağlarında hürriyet güneşi doğsun. Çatlat dudaklar çiçek açsın artık… Bu çığlığın, yaşanan bu insanlık dramının dünyaya duyurulması konusunda “Yeniden Milli Mücadeleciler” özel bir çaba harcadılar. Atalar “Âlim unutur kalem unutmaz” demişler. O yüzden Doğu Türkistan’ın çilesini kitaplaştırdılar. İsa Yusuf Alptekin’in[4], Baymirza HAYİT’in[5] kitaplarını yayınladılar. Doğu Türkistan davasını anlatan kitaplar arasında yakın sayılabilecek bir süre önce yayınlanan Sultan Mahmut Kaşgarlı’nın kitabı da dâhil oldu.[6]

 

“Eski Türk Edebiyatı” alanındaki akademik çalışmalarından da tanıdığımız Prof. Dr. Sultan Mahmut KAŞGARLI’nın Bayrak yayınları arasında çıkan Doğu Türkistan Uygur Türklerinin İstiklal Mücadelesi kitabında ne çok göz yaşartan sahne var. Yazarımız Kaşgarlı’nın 45 yıl görmediği babasına İstanbul’da kavuşması romanı yazılacak bir konu. Gerçi şair Nurala GÖKTÜRK başta olmak üzere tanıdığımız bütün Doğu Türkistanlıların benzer acı hikâyelerini dinledik, tanıklık ettik.

 

Rahmetli Mehmet Ali Taşçı İsa Yusuf Alptekin’in hatıralarını kitaplaştırmıştı. Gömülü Çoban’ın Türkistanlılar için yazdığı Çığlık şiiri hâlâ semalarımızda yankılanmaktadır.

 

ÇİNLİLER NEDEN DOĞU TÜRKİSTAN’DA ZULÜM YAPIYOR?

 

1.828.412 kilometre kare yüzölçümüne sahip olan Doğu Türkistan’da Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek ve Tatarlardan oluşan 20.000.000 (Yirmi milyon) Müslüman yaşamaktadır.

 

Baymirza Hayit’in “Türkistan” kitabından öğreniyoruz ki:

 

Çinliler 1755-1765 istilası sırasında 500.000 den fazla Doğu Türkistan Müslüman’ını katletmişlerdir.[7]

 

“1828 yılında Doğu Türkistan sultanı Cihangir Han esir edildiği zaman demir bir kafese konularak, Pekin sokaklarında dolaştırılmıştır. Çinliler önce Cihangir hanın dilini kesmiş, sonra da vücudunu parçalayarak köpeklere atmışlardır.”[8]

 

Türkistan Milli Mücadelesinin liderlerinden Osman (İslâm)BATUR ve Canım Han da yıllar sonra Cihangir Han’ın akıbetine uğramışlardır. Çok eski değil daha yakın sayılabilecek bir zamanda,  “29 Nisan 1951’de Urumçi’de  bu iki lider yüzleri siyaha boyanarak caddelerde dolaştırılmış, sonra da asılmak suretiyle idam edilmişlerdir.”[9]

 

İsa Yusuf ALPTEKİN’in “Doğu Türkistan Davası” kitabında verdiği bilgiler de çok farklı değil. Sorumuzun cevabını da İsa Yusuf Alptekin’in kitabında buluyoruz:

 

“Çin’in yaptığı zulmün bir başka sebebi de, İpek yolu üzerinde bulunan Doğu Türkistan’ın uranyum, volfram, kalay, kurşun, altın, demir, kömür, cıva, manganez, alüminyum gibi çok önemli madenlere ve İran-Irak petrollerinden on misli daha fazla petrol rezervlerine sahip olmasıdır.”[10]

 

Bu göz kamaştıran yeryüzü zenginliği emperyalistlerin iştahını kabartmış ve kanlı kırbaçlarını şaklattıkça şaklatmışlardır.

 

Doğu Türkistanlının çektiği çileleri, gördüğü işkenceleri, aç susuz dağ başlarında tükettikleri göz yaşartıcı ömürleri anlatmaya dil mi dayanır, kalem mi yeter?

 

DOĞU TÜRKİSTAN’IN MÜCADELESİ

ZAFERLE TAÇLANACATIR…

 

Atalar “ Kara gün kararıp kalmaz” demişlerdir. Bir gün Türkistanlının çatlak dudakları da gülmeyi öğrenecek, oralarda da hürriyet çiçekleri açacaktır.Doğu Türkistan’ın mücadelesi mutlaka zaferle taçlanacak, er ya da geç Doğu Türkistan da bağımsızlığına kavuşacaktır.

 

Karşınızdaki kuvvet ne kadar büyük, sahip oldukları silahlar ne derece modern olursa olsun, eğer siz gücünüzü Hakk’tan alıyorsanız karşınızda duracak hiçbir kuvvet yoktur. “Gevşemeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer iman etmişseniz, mutlaka galip ve üstün gelecek olan sizsiniz”[11] hitabına lâyık olursak eğer ve hakkıyla iman edersek zafer Müslümanların olacaktır.

 

“Sap döner, keser döner, gün gelir hesap döner.” Zulmün çatıları çöker. Zalimler mazlumların gözyaşında boğulur. Gün gelir Doğu Türkistan da bağımsız olur…

 

Bağımsız Doğu Türkistan’a “Muhteşem Türkiye” den buram buram hasret kokan selamlarımızla. Selâm olsun Kaşgar’a, selâm olsun Gulca’ya, Urumçi’ye, Aksu’ya, Yerkent’e, Kura’ya ve Karaşehir’e. Selâm olsun Türkistan’ın dağına, ovasına. Birbirine hasret iki sevgili gibi çırpınan Al bayrağımızdan gök bayrağa selâm olsun…

 

 

[1] www.mynet.com/haber/dunya/sincar-uygur-bolgesi

[2] 26 Ağustos 2014 tarihli gazeteler ve haber siteleri.

[3] Haber 7. 31 Temmuz 2014 (Nuriye Çakmak)

[4] ALPTEKİN, İsa Yusuf. Doğu Türkistan Davası. Otağ yy. 1973-İstanbul

[5] HAYİT, Dr. Baymirza. Rusya ile Çin Arasında Türkistan. Otağ yy. 1975-İstanbul.

[6] KAŞGARLI, Prof. Dr. Sultan Mahmut. Bayrak yy. 2012-İstanbul.

[7] HAYİT, Dr. Baymirza. Rusya ile Çin Arasında Türkistan. Otağ yy. 1975-İstanbul. s.136

[8] a.g.e. s. 139

[9] a.g.e. s. 331

[10] ALPTEKİN, İsa Yusuf. Doğu Türkistan Davası. Otağ yy. 1973-İstanbul s. 35

[11] Kuran 3/139 (Âl-i İmran Sùresi)

Navigate