NEREDEN NEREYE BEYRUT

4 Ağustos 2020 akşamı Lübnan’ın başkenti Beyrut büyük bir patlama ile sarsıldı. Limandaki bir depoda bekletilen 3 tona yakın amonyum nitratın patlamasıyla gerçekleşen patlamada ilk belirlemelere göre 150’den fazla insan hayatını kaybetti.
100’e yakın insan kayıp, en az beş bin kişi yaralandı, 300 bin kişi evsiz kaldı. Zararın ekonomik boyutu beş milyar dolar olarak tahmin ediliyor…

Bir zamanların şaşalı hayatın merkezi, müteakiben kanın gövdeyi götürdüğü ülke ve fırtınadan önceki sessizlik.

Önemli olayların yorumunda, komplo teorilerle veya provakatif eylemler ve düşüncelerle başlamaktan ziyade, teknik detaylarla başlamak daima ehvendir.

Ülkemizde ve küresel olaylarda daima yanlış yorumlar, provakatif değerlendirmeler tekrar başa dönmeye neden olmuştur. O nedenle bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaktan uzak durmalı.

Bu tür faciaların teknik detayını değerlendirirken, olayların stratejik boyutu, ihlal, ihmal, sabotaj, terör, siyasi bakış açısı ile yola çıkılmalıdır.

Öncelikle patlama noktası, mevcut ülke açısından konumu, stratejik boyutu, varsa hedef ülkeler bakımından risk ve tehlikesi, söz konusu teknik amonyum depo sahası ise, niçin burası seçildi? Depo adı altında farklı faaliyetler mi yürütülüyordu?

Bu faaliyetlerin rakip veya düşman ülkeler bakımından, siyasi, iktisadi askeri ve teknolojik olarak hedef durumuna gelebilir mi?

Bu tehlikeler dikkate alınarak korunaklı bir yapıya sahip mi? Konu ulaşım, bilişim, istihbari olarak teknik olarak boyutlandı mı?

Eğer ki ihmal neticesinde patlama meydana geldi ise, mevcut verilere göre teknik amonyum nitrat tutuşturucu enerji kaynağı olmadan yanması ve patlaması mümkün değildir. Endüstride pek çok alanda kullanılır. Boya sektöründe, tarımda, madenlerde patlayıcı olarak v.b. Böyle bir amaçla depolanıyorsa, havalandırılmasından korunmasına kadar bir dizi tedbir alınmalı idi.

Sabotaj ve terör boyutu ön plana çıkıyorsa, olayın siyasi boyutu var demektir. İddiaların yoğunlaştığı odak noktası da bu yöndedir. Bu açıklamayı yapabilmek için, istihbari ve olayın zamanın kadim dostlarının felsefesini bilmek gerekir.

Patlama için İsrail ile bağlantı kurulurken, öncelikle gerçekten bu depolarda ne vardır, ne amaçla kullanılır, bilinmeyen denklemler kuruluyor doğrumu dur.?

Kanaat olarak, olayın ülkenin sratejik konumu ön plana çıkarılarak, elde edilecek verilerle yola çıkılmalıdır. Tüm temel kriterler uzmanlarınca detaylandırılmalıdır. Görsel ve yazılı basına ulaşan bilgilerden doğru kabul edilebilecek veriler yanında bilgi kirliliğine yol açan mesnetsiz sayısız yorumlarda mevcuttur. Doğru bilgi ile mesnetsiz bilgilerin ayrıntılı bir tasnifi yapılarak patlama yeniden değerlendirilmeli ve bölge üzerinde kirli emelleri olanların emellerini gerçekleştirememeleri için tedbirler alınmalıdır.

Kaldı ki gelen istifalar, isyanlarla, olayları daha içinden çıkılmaz hale getiriliyor. Siyasi olarak bir iç savaşın tekrar yaşanması için veya hakim güçlerin yönetime el koyması için, “öğretilmiş çaresizliğin” tekrar güncellenip, bilindiği bilinen adı konmadan idrak edilemeyen, büyük projelerin hayata geçirilmesinde, karşılarına çıkacak büyük engellerin önlenmesi için, başlangıç bertaraf çalışması mıdır?

Patlamanın sorumluları ve suçluları bir şekilde açıklanacak. Acaba açıklanan suçlular gerçek suçlular mı olacak yoksa olayı örtbas etmek ve gerçek suçluları deşifre etmemek için mi yapılacak?

Bütün bunları zaman gösterecek. Peygamber (sav) efendimizin “Mü’min bir yılan deliğinden iki kere ısırılmaz” hadisini kendimize rehber edinerek Beyrut’ta yaşanan patlamadan dersler çıkarmalıyız.

 

 

 

Yorum Yapın

Navigate