YENİDEN DİZAYN EDİLEN SADECE KAFKASLAR MI?

Tarihte Ermeni ve Rus ittifakı

Osmanlı Devletimizin son çeyreğinde; Doğu Anadolu’muzda gözü olan Çarlık Rusya’sı, Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı vilayetlerimizde devletimiz nezdinde elçileri vasıtası ile baskı yaparken, ajanları vasıtası ile de Anadolu’nun ermeni köylerini, evlerini dolaşarak her kişiye ve aileye o günlerin parası ile beşer kuruş para dağıtarak devletimize karşı isyana teşvik ettiler. Kendi topraklarında yaşayan Ermenilere merhamet etmeyen, her türlü zulmü reva gören Rusya, Osmanlı toprağında yaşayan Ermenileri silahlandırıp Türk köylerine baskınlar yaptırarak mezalim yaptırmıştır.

Bugün Azerbaycan’da Türk’ün toprağını işgal eden ve soykırım yapan Ermeni’nin arkasında duran Rusya aynı Rusya’dır. Dün ne ise bugün de odur. Sadece Bakü’de 20 bin Türk’ün katledilmesine engel olan Türk Kafkas İslam Ordusu ve komutanı Nuri Paşa’dır. Bu günü anlamak için dünü bilmek gerekir.”Düşmanını tanı yenilmez olursun.” Türkiye düşmanını tanımakta mı? Ne acı ki, hayır. Tanıyanlar, devletin yönetiminden milletin gözünden uzakta, yıllardır dost düşman bir araya geldi devleti ilimle ve gerçek siyasetle tanıştırmadılar. 

Hantallaşmış Sovyetler

Rusya, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği olarak Çarlık Rusya’dan devir aldığı topraklarda yaşayan milletleri ve devletleri Sovyet yönetimi zamanında sömürebildiği kadar sömürdü. Her şeyin devlete ait olduğu ve ekmeğin bile devlet tarafından temin edildiği bir yönetim şekli ile devlet hantallaştı. İnsanlar özel mülkiyet olmadığından veya yeterli düzeyde olmadığı için çok çalışıp, çok kazanmak için değil görevi yerine getirmek için çalıştılar. Bunun için yeterli üretim sağlanamadığından ekonomik sıkıntı dayanılmaz boyutlara ulaştı. Bunu gerek Cengiz Aytmatov, Roger Groudy ve diğer yazarların kitaplarında görmek mümkün. 

Hayat, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler birliği sınırlarında dayanılmaz boyutlara ulaştığı ve bütün yeraltı ve yerüstü zenginliklerine rağmen ekonomisinin kötüleşmesi ve üretimin düşmesi, sistemin kaymağını yiyen Sovyet yönetimine yani Ruslara esir milletlerin yük olmasına sebep oldu. Sovyet Rusya, üzerindeki yükleri 1991 yılında indirdi ve devletçiklere ayırdığı ve bir birine kattığı parçalara kendi başlarının çaresine bakmalarını söyledi. 

Bağımsız devletler(!)

Sovyet Rusya’nın bu devletleri sırtından indirmesinin veya kendi hallerine bırakıyormuş gibi yapmasının sebebi; bu devletlerin ve halkların kendi başlarının çaresine bakmak için üretimi artırmaları ve Rusya’nın ekonomisinden pay almak bir yana ayakları üzerinde durarak Rusya’ya kazandıklarından pay ödeme durumuna geçtiler. Yani yük olmaktan öte yük almaya başladılar. Rusya hem yükten kurtuldu hem de kendi ekonomisini ayağa kaldırmanın yoluna baktı. Aslında halkların bağımsızlığı, hürriyetine kavuşması değil kendi kaynaklarını harekete geçiren halkların zahmetsiz sömürülmesi idi.

Elbette Rusya’nın kültür ve ekonomik tesirinin yörüngesinden çıkamayan ülkeler hürriyetlerini gerçek anlamda kazanmadıkları-Rusya’nın başkanlığında bağımsız devletler topluluğu- gibi sömürünün şekli değişti. Tabi olarak, yüzyılın başında İngiltere, Almanya ve Fransa’nın Hazar denizi ve bölgesini ellerine geçirmek için yaptıkları hamlede bölgenin ekonomik kaynaklarının tadı damaklarında kaldığı için serbest kaldığına karar verdikleri Azerbaycan ve benzer ülkelerle ekonomik ve siyasi ilişkilerini artırma ve zenginlikten pay kapmak için siyasi atağa geçtiler. Ülkeler, Azerbaycan ve bölge ülkeleri ikilem içinde kaldılar. Bir yandan Rusya’nın tesiri devam ederken yönlerini de batıya doğru dönmeye çalıştılar. Azerbaycan zenginliklere açılan kapı olduğu için Azerbaycan’ın kontrolü bölgedeki zenginliklerin kontrolü anlamına geldiği her kes tarafından bilinmekte olduğundan, kontrol edilebilir zayıf ve yardıma muhtaç bir Azerbaycan’a ihtiyaç vardır.

Örnek olarak: Kırgızların da meydana gelen olayların durumu nettir. Kırgızistan’da meydana gelen olayların sebebi; Rus yanlısı ve batı yanlısı insanların kavgasıdır. Kimsenin hür ve bağımsız Kırgızistan’dan bahsettiği yoktur. Ülke de kavganın sebebi Rus yanlılarının seçimi kazanmalarından kaynaklanıyor. Diğer taraf batı yanlısı muhalefettir. Olay Kırgız Türk’ünün değil Rusya’nın ve Batı’nın menfaatlerinin kavgasıdır.

Yanlış politikalar devam ederken…

Türkiye, bölgemizde bilhassa güneyimizde Suriye ve Akdeniz’de yaşadığı sorunlar dururken ve siyaset namına yanlış üzerine yanlışla kendini sıkıntıya sokarken; Rusya ve Fransa, Azerbaycan’da yeni bir cephe açmanın faydalı olacağını düşünmüş olmalı.  Veya söylentilere göre Türkiye’yi Akdeniz’de sıkıştırmak için Fransa Ermenileri azmettirdi. Ermeni Eşkıyasını Azerbaycan toprağına saldırttı, sivil halkın katline göz yumdu. 

Tabi olarak kimse İran bu savaşta neden Ermenistan’ı destekliyor diye merak etmiyor. İran bölgede güçlenen ve söz sahibi duruma gelen Azerbaycan’ın güney Azerbaycan da Pers(İran) baskısı altındaki kardeşlerinin haklarını savunacağını ve İran’ın yarısını temsil eden 40 milyon Azeri Türk’ün Azerbaycan’la birleşmesini isteyebileceği korkusudur. Lakin yumurta çatlamıştır. Civcivin çıkma vakti gelmiştir. Bu gün değilse bile yakında korktuğu ile yüzleşecektir. Çünkü Ermenilere gönderdiği “yardım TIR’ları Güney Azerbaycanlı Türkler tarafından yakılmış ve engellenmiştir.

Rusya ve Fransa, Azerbaycan Ordusunun Ermenistan ordusunu lokma, lokma yapacağını bilmezler mi? Elbette bilirler. Ermenistan Azerbaycan ordusu ile baş edemeyeceğini bilmez mi? Elbette bilir. Bilir lakin arkasında Bütün dünyada kendisini savunacak ABD, Fransa ve Rusya’nın ve kendi ırkından Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov’u bilir ve güvenir. Ermenistan dün tetikçi idi, bu gün de tetikçi. Tıpkı Yunanistan gibi… Kendi güçleri ile başaramayacaklarını, Türkler ile baş edemeyeceklerini; eşkıya, hırsız iki kavim de bilirler. Arkalarında duran, iplerini tutan sözüm ona; büyük devletler vasıtası ile bugün sahip olduklarına, bizim varlığımızdan bölerek sahip oldular. Dün Atina Türk’ündü, bugün Yunanistan’ın elinde, Revan, yani Erivan dün Türk’tü bu gün Ermeni’nin elinde esir.

Herkesin kendi iti

Rusya, dün olduğu gibi bugünde bizi yanıltmadı; “Rusya, arsız, hırsız ve kapısında 100 yıldan fazla bir zamandır kullandığı itini ne zaman sahiplenecek ne zaman terbiye olduğuna kanaat getirip Azerbaycan Türk’üne dur diyecek?” diye soruyordum ki; iki gün geçmedi üçüncü gün Rusya, tarafları Moskova’ya çağırıp itine sahip çıktı.

Rusya, 11(Onbir) saatlik bir baskının sonunda Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri bakanlarının toplantısından Ermenistan’ın istediği ateşkes çıktı. Ateşkes anlaşması yapıldı. Lakin Azerbaycan ateşkese uyarken bozan yine Ermenistan oldu. Ermeniler yine sivil yerleşim yerlerini bombaladı. ”Ha Hasan kasap, ha Kasap Hasan” değişen bir şey yok. Olan Azerbaycan’a oldu. Ateşkes ilan edilmesine rağmen Ermenilerin yaptıkları saldırılarda onlarca Azeri vatandaşı hayatını kaybetti. Yeniden başlayacak harekât,  mücadele ne zaman başlar Allah bilir.

Ateşkes görüşmeleri öncesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Hacıyev ısrarla söylemesine ve sonrasında ise Yine Sayın Aliyev’in açıklamasına rağmen Türkiye henüz gereken performansı göstermiş değil. 

Ermenilerle aynı hizada…

Rusya’nın Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarını çağırıp, karşısında eşit şartlarda dikmesine izin vermek veya böyle bir olayın olmasına zemin hazırlamak Türk milleti adına hiçte hoş olmadı. Azerbaycan yönetimi “İçinde Türkiye’nin de olduğu dörtlü bir görüşme olmazsa biz olmayız veya biz gelmeyiz” deme şansı ne kadardı bilmiyorum. Türkiye bu konuda ne yapabilirdi onun değerlendirmesini de dış işlerinden anlayan emekli büyükelçilerin cevap verebileceği bir konu.

Görüşmelerin MİNSK gurubu ve AGİK tarafından yönetileceği, organize edileceği bildiriliyor. MİNSK gurubunun 30 seneye yakın bir zaman içinde ne yaptığı ortada. Ayrıca bu gurubun tarafı bellidir. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Yapılmak istenen; Azerbaycan’ın elinden Ermenilerin kurtarılması ve Azerbaycan topraklarının, Ermenilerin elinde bırakılması!

          Ermenistan’ın yeteri kadar terbiye olduğuna kanaat edenler Azerbaycan’ın kurtardığı yerlerin kâfi olduğuna kanaat ettikleri içinde olaya müdahale etmektedirler. 

Türkiye görüşmelerde olmalı

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Hacıyev, ısrarla görüşmelerde Türkiye’nin de olması gerektiğini savunuyordu. Ne acı ki, Türkiye yine masanın dışında! Nedense her şeyimizle arkasında durduğumuzu söylediğimiz kardeşlerimiz kapalı odalarda yine yalnız ve biz kapının dışındayız.

Evet, Türkiye Azerbaycan’a askeri anlamda yardımlar yapmıştır. Lakin bugün Rusya ve yardakçıları karşısında Azerbaycan her şeye rağmen yalnızdır, yalnız kalmıştır. Ne yazık ki görünen odur. Tam “Bir şeyler değişiyor mu?” diye ümitlenirken kollarımız yana düşüyor. İnşaallah korktuğumuz başımıza gelmez. Ermenistan görüşmelerin yapıldığı saatlerde sivil yerleşim yerlerine saldırılarını devam ettiriyor. “Biz sana nefes aldıracağız sen saldırılarına devam et.” demiş olmalılar ki Ermenistan etine buduna bakmadan saldırıyor ve öldürüyor.

Azerbaycan’ın yapacakları…

Şu an yapılması gereken; Azerbaycan harekâtına devam etmeli ve bir an önce işgal bölgesindeki Ermeni unsurları ortadan kaldırmalıdır. Vatan topraklarını işgalden kurtararak ve göçmen durumunda olan bütün vatandaşlarını asli bölgelerine yerleştirerek iskân etmelidir.

Elbette Ermenistan’dan Karabağ ve işgal bölgelerini azat ettikten ve hürriyetine kavuşturduktan sonra, kurtarılan bölgelerden askeri ve sivil ne kadar Ermeni, yabancı unsur varsa asker veya sivil hepsini tamamen temizlemelidir. Azat edilen, hürriyetine kavuşan topraklar temizlenerek ve imar edilerek Azerbaycan Türk’ü ile iskân edilmelidir.

Ermeniler sivil bölgelere saldırarak, Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir savaşın başlamasını ve anlaşmalardan doğan Rus desteğini sağlamayı amaçlamaktadır. Yani savaşı Karabağ, Ermenistan ve Rusya’nın sahasına yaymaya çalışmaktadır. Yani Azerbaycan karşısında Rusya, Ermenistan ve Karabağ Ermenileri ve unsurları olarak devam etmek için sivil yerleşim yerlerini bombalamakta ve Azerbaycan’ın da Ermeni şehirlerini bombalamasını temin etmeye çalışmaktadır. Azerbaycan bu tahrike kapılmamalıdır.

Türkiye’nin görevi

Türkiye, Ermenistan’ın işgalci ve saldırgan durumunu, haksızlığını, uluslararası zeminlerde anlatmalı ve Azerbaycan’ın arkasında olduğunu, Ona yapılan saldırının kendisine yapılmış sayılacağını dost düşman dünyaya ilan etmelidir. Sahi bizim S 400 nerede ve ne işe yarıyor?

Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerini geliştirmeli. Azerbaycan’ın haklı davasında yanında olmanın gerekliliğini, her zaman kendi haklı davalarının arkasında olacağımızı devletler nazarında ve halklarına göstermeliyiz. Elbette zorluklar bizi beklemektedir. Su, taşı damlaya damlaya deler. Bizde damlaya damlaya ve haklı davalarımızın arkasında durarak, Türk illerinde devletler ve halklar nazarında taşı delmenin yoluna bakmalıyız. 

 

Yorum Yapın

Navigate