Kıbrıs Ebediyen Türk İslâm Yurdu Olarak Kalacaktır!

Türkiye’nin Güvenliği, Amerika ve Rusya’ya Emanet Edilmemelidir!

S-400 füzesini aldık. Artık bizim de Rus yapımı bir füzemiz var! Sayın Erdoğan bu füzeyi barışçı amaçlarla aldığımızı söylüyor. Bildiklerimiz şunlar; her şeyden önce bu Rus yapımı bir sistem. Aldığımız ne sapan taşı ne de ok ve yay. Allah esirgesin bu aldığımız füze bizim için Truva atı olmasın. S-400 füzesi bir Göben ve Braslav tuzağına dönüşmesin!

Şüphesiz Türkiye’nin güvenliği, ülkenin ve bölgenin barış ve güvenlik içinde olması hayatidir ve vazgeçilmezdir. Bu işin dalgınlığa, cehalete ve saflığa gelen bir tarafı olamaz. Türkiye’nin güvenliği Amerika ve Rusya’ya emanet edilemez. Güvenlik sistemimiz kendi eserimiz olmalıdır. Her şeyi ile tam millî olmalıdır. İktidarıyla, muhalefetiyle yıllardan beri politikanın tepesinde tepinen partiler, geçen 50 sene  içinde ne yaptınız? Havanda su dövmekten başka?

15 Temmuz’da Yaşananlar…

Gelelim 15 temmuza… Öncesiyle, oluşuyla ve sonrasıyla darbe teşebbüsü üzerindeki sis perdeleri aralanmalıdır. Gülen Amerika’ya nasıl sıvıştı? Kontrollü darbe girişimi miydi? Tayyip-Gülen ortaklığı neydi? Neden bozuldu? Hani referandum öncesi insanlar mezardan çıkarılıp Tayyip desteklenecekti? Ortaklık yılan kaplumbağa arkadaşlığı gibi miydi? Sayın Erdoğan’ın safmışım açıklamasına Fatih Sultan Mehmed ne derdi? Türkiye senelerden beri F tipi terör örgütü yuvalarını, kalıntılarını temizlemeye uğraşıyor. Seneler boyu ülkeyi yönetenler uyumuş mu? Bir yandan PKK gibi bölücü ve yıkıcı şer yuvaları beslenirken diğer taraftan Fetö tipi örgütlenmeler de desteklenmiş. Bu nasıl siyaset? Yazık değil mi bu memlekete, memleketin evlatlarına? Bu kanlı, felaketli ortaklığın taraflarından birisi terörist, diğeri iktidarda. Bu esrarlı ortaklığı Türkiye bilmelidir. Öcalan Türkiye’ye teslim edilirken, Türkiye’nin neleri el altından taahhüt ettiği hâlâ bilinmiyor. O dönemde Türkiye’mizde iki parti lideri, “Öcalan’ı asacak ip bulamadın mı?” diye kavga etmemişler miydi!

“Kıbrıs Barış Harekâtı”nı Unutturmayacağız

Yıllar süren hasreti bitiren “Kıbrıs Barış Harekâtı”nı, millî, manevi değerlere bağlılık şampiyonluğu yapan tepe partileri uyur ve milleti uyutmaya çabalarken, şanlı 20 Temmuz Barış Harekâtının mutlu yıl dönümünü üzerinden ne kadar süre geçmiş olursa olsun, güvenle, gururla, şükranla kutlamaya devam edeceğiz. Unutmayacağız! Unutturmayacağız!

İlk önce şu gerçekleri hatırlamamız gerekiyor. İslâm şehitleri, sahabelerinden bugüne o mübarek topraklardadır. Meselâ peygamberimizin halası Hala Sultan, İslâm velilerinden Barnaba Hazretleri oradadır. Şehitlerimiz oradadır. Gazilerimizin hatırası orada. Son söz; Kıbrıs Adası bir İslâm adasıdır. Üzerinde kimler yaşarsa yaşasın bir İslâm toprağıdır. Çünkü üzerinde ezanın okunduğu yer, “Diyar-ı Harb” değil “Diyar-ı İslâm”dır. Kısacası İslâm toprağı, ebediyen İslâm toprağıdır. Üzerinde kimler yaşamış olursa olsun…

20 Temmuz Harekâtı, Sadece Türkiye İçin Değil Türk Ve İslâm Dünyası İçin Sevinç Ve Umut Kaynağı Olmuştur!

Emperyalist Batı ve Rusya’nın oluşturduğu çöküş, parçalanma, karanlık dönemi; sürekli yükseliş döneminin bitişini ilân etmiş, kaybedilen millî ve tarihî hakların geriye kazanılmasının mutlu adımı olmuştur. Bu yükseliş ve yüceliş devam edecektir. Dinimizle, tarihimizle barışmak, anlamak gerek…

Kıbrıs’ın Türkiye İçin Önemi Hayatidir! Anlamamakta Israr Etmek Ya Hamakat Ya Da Kasıt Eseridir!

Kıbrıs, tarihi ve coğrafi açıdan Türkiye’nin ayrılmaz parçasıdır. “Misakı Millî’yi” korku, vehim ve saplantı içinde değil Müslüman’ın ve Türk’ün gerçek varisleri olarak savunmaya devam edeceğiz, etmeliyiz!

Kıbrıs Bir İslam Toprağıdır, Ebediyen Öyle Kalacaktır. Dünya Barışı İçin Hayatidir

Kıbrıs bir İslâm toprağıdır. Kıbrıs, ne Rum’un ne de İngiliz’in veya ABD’nindir. Çünkü yeryüzü şuna buna değil, samimi Müslümanlara tahsis edilmiştir. Bu gerçek bazen unutulur. Allah; “Yeryüzünde küfürden ve nifaktan eser kalmayasıya kadar cihad edin. (Çaba gösterin)” diyor. “Yeryüzünü biz Islah ettikten sonra orada bozgunculuk yapmayın” buyuruyor. “Onlara iktidar verirsek onlar ekini (kültürü) kurutur, bozgunculuk yaparlar.” İslâm’ın bu uyarısı ne yazık ki gerçekleşmek üzeredir. Zamanımızda insanın genetik yapısıyla oynanmakta. Nesil dejenere edilmektedir. Köpek vahşetinde, kaplan saldırganlığında insan türleri oluşturmaya çalışılmaktadır. Demek ki gerçek Müslümanlar yeryüzünü ıslah etmekle görevlidirler.

Kıbrıs’ın İslâm İçin, Türk Milleti İçin Kıymetini Anlamamakta Israr Edenlerden Yüz Çevirelim

Ne yazık ki son dönem Osmanlı ve zamanımız politikacılarının iktidar koltuğu için girdikleri insafsız, temelsiz, tarih şuurundan  ve millî gayelerden mahrum kavgaları milleti yormuş ve hüsrana uğratmıştır. Maalesef oturdukları koltuklar uğruna politika esnafının utanç verici şu herzeleri duyulmuştur:  Rahmetli Denktaş’a “Git memleketinde konuş” denebilmiştir!? Bunlar söylenecek söz müdür? Ayıp değil mi? Yazık değil mi? Bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bu rezalete isyan etmesi gerekmez mi? Ne yazık ki siyasi cehalet ve yetersizlik milletlerin başına belâ kesilebiliyor!

Meselâ rahmetli İnönü, ikinci cihan savaşı sonlarında Almanların -şimdi bazılarının Yunan adaları diye dillerine doladığı- 12 Ada’yı boşaltacakları anlaşılmasına rağmen kılını kıpırdatmamış ve Yunanlılar adaları utanç verici şekilde, balıkçı kayıklarıyla işgal etmişlerdir. Burnumuzun dibindeki onlarca adacık için İnönü ürkek ve atalet içinde davranılmamış mıdır? Ne yazık ki Atatürk’ün aktivitesi ve cevvaliyeti ondan sonraki liderlerimizde görülmemiştir. Ya millî meseleleri hiç anlamamış veya her şey bittikten sonra gerçeği görebilmişler ve bu zaaf millete çok pahalıya mal olmuştur.

Esası itibariyle büyük harp teorisyeni Clauzevitch’in ifadesiyle “savaş siyasetin son safhası, son silahıdır.” Lozan muhteşem Osmanlı cihan devletinin kurucusu Türk milletinin tarihe gömülmesi amacıyla Türk milletinin göğsüne iliştirilmiş idam fermanlarının yırtılması oldu!

Türk Milleti, her zaman boynuna geçirilmeye çalışılan idam fermanlarını yırtacak güçtedir. Allah bu milletten yardımını, desteğini, korumasını esirgemesin.

– Enfal 75/39: Siz de ortalıkta bir fitne kalmayıp din, tamamiyle Allah’ın dini oluncaya kadar onlarla cihad edin, eğer vaz geçerlerse her halde Allah amellerini görür.

– A’raf 7/56: Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.

– Bakara 2/205: Dönüp gidince/işbaşına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helak etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

Yorum Yapın

Navigate