Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara dikkat

 

Hüseyin SEZER

İstanbul Beşiktaş’ta 45 vatandaşımızın şehitlik acısı dinmeden Kayseri’den gelen şehit haberleri ve hemen arkasından Rus elçisine yapılan hain saldırı istihbarat ve güvenliğimizin acilen gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır.   

İstanbul’un veya metropol şehirlerin yoğun trafiği içerisinde bomba yüklü aracı tespit etmenin ve etkisiz hale getirmenin mümkün olmadığını herkes bilir. Ama organize ve teşkilatlı bir grubun ses getireceği bir eylem planını istihbaratınız zamanında tespit edemiyorsa bunda olsa olsa istihbarat zafiyetinden söz edilebilir. Ankara Garında yapılan terör saldırısından sonra hükümet kanadından yapılan açıklamada, teröristi biliyoruz ama yakalamak için eylem yapmasını bekledik anlayışı herhalde geçerliliğini koruyor ki eylemler planlı bir şekilde artarak devam ediyor.

Dışarda ve içerde yaşadığımız istihbarat ve güvenlik zafiyetimize karşı, iktidardan gelen istihbarat ve güvenlikle ilgili hiçbir sorun yok türünden açıklamalarla gerçekler maalesef örtüşmüyor. Terör eylemlerinden sonra araştırma inceleme tamamlanmadan, hemen terörün failini açıklama hastalığından kurtulmamız lazım. Olaylar aydınlatılmadan, deliller toplanmadan, gerekli çalışmalar yapılmadan her eylemin arkasından alelacele yapılan açıklamalarla gerçeklere ulaşma yerine kendi doğrularımızın algı ile kamuoyunun kabulüne sunulmaktadır ve gerçekler örtbas edilmektedir. Tüm eylemleri veya terör faaliyetlerini elde hazır tutulan terör örgütü halısı altına süpürme kolaylığından vaz geçerek, gerçek faillere ve onların arkasındaki güç odaklarına, istihbarat örgütlerinin çalışmalarına odaklanmalıyız. Büyük resim içerisindeki vesikalık resimle oyalanmak yerine büyük resme tam bakarak değerlendirmeler yapmalıyız.

İçerde yaşanan siyasi gelişmeler, dışarda yapılan diplomatik faaliyetler, sınır ötesinde giriştiğimiz operasyonların yoğun olduğu bir dönmede ülkemizde bulunan Rus elçisi, sergi açılışı için gittiği programda emniyette görevli polis tarafından vurularak öldürülüyor. Bu katliam ülkemizin geleceği için büyük sıkıntı olurken diplomasi masalarında da elimizi zayıflatmıştır.

Katliam ferdi bir galeyana geliş mi, içerde yapılanmasını tamamlamış bir örgüt işi mi, dış istihbaratların bu katliamda rolü olmuş mudur?  Sualleri çoğaltmak mümkündür. Şu anda suallerin hepsinin cevabı muammadır. Eski istihbaratçı Mahir Kaynak, yapılan bir terör eyleminden sonra bundan kim kazançlı çıkıyor sorusunu gündeme getirirdi. Rus elçisine yapılan saldırıdan sonra bu eylemle kim kazançlı çıktı ona mı bakmalı yoksa yenidünya düzeni kurmak isteyen aktörlerin bölgemiz üzerindeki anlaşmalarına mı odaklanmalıyız?  Saldırıyı kazançlı çıkan birileri mi yapmıştır veya yaptırmıştır yoksa görünmeyen bir el hedef saptırmak için böyle bir yol mu denemiştir? Neresinden bakarsanız bakın biz kaybederken kazançlı çıkan birileri vardır.

Suriye politikası sil baştan değişiyor mu?

Türkiye altı yıldır sürdürdüğü Suriye politikasını rafa kaldırmıştır. Suriye’de 6 yıl önce birlikte yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında gösterilen kardeşlik gösterilerinin ömrü uzun olmamıştır. Toplantıdan kısa bir süre sonra ne değişti ise, Esed’in halkına zulmettiğini ve bu zulmün önlenmesi için zalim Esed’in devrilmesini istedik. Tüm Suriye politikamızı Esed’in devrilmesi üzerine kurguladık. 3- 5 ay içinde Suriye’de isteklerimiz gerçekleşecek ve Ümeyye camisinde Cuma namazı kılmaya gidecektik. Suriye politikamızda başlangıçta ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinden de destek alınıyor gibi görünse de zamanla yalnız kaldık. Suriye bataklığına çekildik. İran sinsice takip ettiği politikayla Suriye de söz sahibi olurken Rusya da Suriye’deki gücünü sağlamlaştırdı. NATO’nun İncirlikte bulunan üssüne karşı Suriye’de kendi üslerini takviye etti. İran ve Rusya Suriye’de baş aktör olarak söz sahibi haline geldi.

Suriye’de kırmızı çizgilerimiz Esed’in gitmesi, PYD’nin kürt koridoru oluşturmasına izin verilmemesiydi. 6 yıldır izlediğimiz Suriye politikası ve kırmızı çizgilerimiz Moskova’da yapılan anlaşma ile rafa kaldırıldı.

Türkiye, İran ve Rusya krize siyasi çözüm arayışları için Moskova’da bir araya geldi. Ortak deklarasyonda Suriye’de ateşkesin genişletilmesi ve Esed rejimiyle muhalifler arasında barış görüşmelerinin yeniden başlaması öne çıktı. Deklarasyonun uygulanmasının garantörleri de Rusya, Türkiye ve İran olarak belirlendi. IŞİD ve El Nusra ile mücadele etmekten bahsedilirken YPG’nin adı mücadele edileceklerin içinde sayılmadı. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “Türkiye, İran ve Rusya, Suriye’de rejim değişikliğine değil terörle mücadeleye odaklanma konusunda mutabık” kaldık dedi.

Ortak metinde öne çıkan maddeler şöyle özetlenebilir:

Her üç ülkenin de Suriye rejimi ve muhalefeti arasında müzakere edilmiş, geleceğe dönük bir anlaşmaya garantör olmaya hazır olduğu vurgulandı.

İran, Rusya ve Türkiye’nin, “etnik köken, din ve mezhep gözetmeksizin Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne duyduğu saygının dile getirildiği” metinde, üç ülkenin de Suriye sorununun askeri yollarla çözülemeyeceğinde hemfikir olduğunun altı çizildi.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne ve Dünya Sağlık Örgütü’ne de tahliye sürecindeki yardımları nedeniyle duyulan minnettarlığın dile getirildiği metinde şöyle denildi:

“Bakanlar, ateşkesin, kesintisiz insani yardımın ve sivillerin serbest dolaşımının ülke geneline teşmil edilmesinin önemi konusunda mutabıktır. İran, Rusya ve Türkiye, Suriye Hükümeti ve muhalefet arasında müzakere edilmekte olan ileriye dönük anlaşmanın kolaylaştırıcıları ve garantörleri olmaya hazır olduklarını belirtir. Sahadaki gelişmeler üzerinde nüfuzu olan tüm ülkeleri aynısını yapmaya davet eder.”

Ortak metinde, taraflar, bu anlaşmanın BMGK’nın 2254 sayılı kararı gereği, “Suriye’de siyasi çözümün kaldığı yerden devamı için gerekli ivmeyi yaratmak konusunda yardımcı olacağına ilişkin güçlü inancını” dile getirdi.

Suriye’de rejim değişikliğine değil terörle mücadelede mutabıkız

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarifi görüşme sonrası ortak basın toplantısı düzenledi. Lavrov, “Türkiye, İran ve Rusya, Suriye’de rejim değişikliğine değil terörle mücadeleye odaklanma konusunda mutabık” açıklamasını yaparak şunları söyledi:

“Rusya, uluslararası örgütlerin çabalarını takdir ediyor. İran, Rusya ve Türkiye, rejim ile muhalifleri arasında varılacak anlaşmaları hayata geçirmesi konusuna bağlı olduğunu ve bu anlaşmaya garantör olmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Böyle bir anlaşmanın, Suriye’de siyasi görüşmeleri yeniden başlatmaya büyük destek sağlayacağını inanıyoruz. Kazakistan’a,  Astana kentindeki görüşmelere ev sahipliği yapmayı kabul ettiğin için de teşekkür ederiz. IŞİD ve Nusra gibi terör örgütleriyle mücadeleyi sürdüreceğiz. Diğer muhalif grupları bu iki örgütten ayrıştırma çabalarımızı sürdüreceğiz. İnanıyoruz ki, BMGK bile bu yönde bir karar alamazken, ülkelerimiz çözüm ve insani yardımları yeniden canlandırma çabalarında rol oynayabilir.”

Toplantı sonrası Çavuşoğlu şu ifadeleri kullandı:

“İlk defa bu formatta bir araya geldik. Halep’teki insanı krizin halledilmesi ve siyasi çözümü ele aldık. 37 bin 500 kişi şimdiye kadar Halep’ten tahliye oldu. Suriye’de bir ateşkesin sağlanması ve bunun tüm ülkeye yayılmasını ele aldık. Kalıcı çözüm siyasi çözümdür. Siyasi çözüm BM’deki görüşmeleri tamamlayıcıdır.”

“Bugün ateşkesten bahsettik. Bunu söylerken tüm ülkede geçerli olan bir ateşkesten söz ediyoruz. Bu ateşkes Nusra Cephesi ve IŞİD’i kapsamayacak. Ancak, Hizbullah gibi rejime bağlı silahlı gruplar da var. Bu gruplara destek kesilmeli. Ancak bu şekilde tüm ülkede bir ateşkes sağlanabilir. Sadece bir grubun ya da bir tarafın ateşi kesmesinden bahsetmemek lâzım” diye konuştu.

Bizden habersiz Ortadoğu’da yaprak kımıldamayacak derken kımıldayacak yaprak kalmayan bir bölgeye döndük.

Politikalarımızı en kısa zamanda gözden geçirerek, tarihi ve milli vazifelerimizi de göz önünde bulundurarak rasyonel temellere oturtmak zorundayız.

Yorum Yapın

Navigate