Aykut Ağabeyim;

Ruh-u revanım, muazzez varlığım, ciğerparem, gözümün nuru, canım ağabeyim. 

Sana bu mektubu yazmanın ne kadar zor olduğunu anlatamam… Hiç kusura bakma, sana hürmetsizlik de sayma ne olur ama söylemek zorundayım muhterem abim; ilk defa yanlış yaptın, hem de çok büyük bir yanlış! 

Bizi sensiz bıraktın, neden abi? Uzaklara çok ötelere gittin öyle mi? İyi de biz sensiz neyleriz, bu acıya nasıl dayanırız? Sen bizi boynu bükük naçar bırakırken, hıçkırıklara gözyaşlarına boğarken neden düşünmedin bizi canım abim? Nasıl acımadın bize? Hadi beni düşünmedin, Filiz ablamı, çocuklarını ve seni bunca seven on binlerce kardeşini nasıl tarumar ettin abi? Ya Türk milletini nasıl böylesine ağır yaraladın abi? 

Ankara, en kara! O kara haberi aldık ya kapkara; o güne kadar hep gülistan yaptığın kalpler, oldu birer kabristan!.. Nefes alamaz olduk, yüreğimiz kan ağladı… Istırap zamanla azalır dediler ama nafile, olmuyor, olmuyor, azalmıyor canım abim! Bize her şeyi öğrettin de sensiz nasıl yaşayabileceğimizi neden öğretmedin Aykut abim? Sen başımızdaki taçtın, sen yanı başımızdaki yıldızdın, oysa şimdi semalardasın; bizler ise sensiz kaldık bu yalan dünyada mahzun!..

Gitmene nasıl mani olabilirdik ki? Çok sevdiğin Türk Bayrağı’na bürünmüş olarak duruyordun, Hacı Bayram Camii’nin bahçesinde binlerce seveninle hüzün sağanağı altında acını paylaştık kardeşçe. Yüreklerimiz kan ağladı, ıslak ıslak baktık birbirimize, fakat vakur duruştan taviz vermedik senin istediğin gibi… Sonrasında sen TBMM’de devlet töreninde Mehmetçiklerin omuzunda taşınırken, yağan kar o kadar aheste, o kadar naif iniyordu, öylesine bir iç ferahlaması sağlıyordu ki, sanki melekler iniyordu gökyüzünden. 

Sen, O’nun adını her andığında gözün yaşarırdı, O’nu ve Resulünü her şeyden çok severdin biliyoruz!.. Belli ki Rabbimiz de bizden daha da çok seviyor seni. Hüvelbaki olana tam bir teslimiyet içinde kabulleniyoruz zor olan sensizliği. Ertelenemez an geldiğinde ölüm meleği görevini yapacaktı illa ki ve şüphe yok ki bâki olan yalnızca Allah’tı. İman ediyor, tevekkül gösteriyoruz! Ve şahitlik ediyoruz ki sen emaneti en güzel şekilde taşıdın, dolu dolu Hâk yolunda hayatını harcadın ve emaneti sahibine teslim ettin! Murada ermişlerdensin inşallah… Biz mi? Biz, bağrımıza taş basıyoruz, ebedi âlemde vuslatı diliyoruz şimdi. 

Evet, yeis bize yakışmaz ama insanız, hüzünlüyüz, özlüyoruz seni, çok özlüyoruz… 

Sen, rehberimizdin, hocamızdın, liderimizdin. Her konuda derinleşmemiz için bizi bir anlam ve amaç yolculuğuna çıkarırdın… Sisli ortamlarda yönümüzü bulmamızı sağlayan pusulamızdın. Ne zaman karanlıkta kalsak bir sözün, bir makalen bizi aydınlığa kavuştururdu. İlminden istifade etmeye, ahlâkını örnek almaya çalışırdık. 

Hatırlar mısın ağabey, bir seferinde bana gülerek şöyle sormuştun: “Bu Aykut abiyi de nerden tanıdım, yıllardan beridir hep peşindeyim; çocukluğumda bir tanıdım, bir daha görevim hiç bitmedi, tanımasaydım ne rahat ederdim, diye düşünüp pişmanlık duyuyor musun?” diye şakayla sormuştun abi. Ben cevap verecekken konu başka yönlere dağılmış sadece “hayır, asla pişman değilim!” diyebilmiştim. Şimdi cevabımı tamamlayayım izninle… Sizi tanımak hayatımın en güzel yanıydı. Bin tane ömrüm olsa hepsini sizin gösterdiğiniz yolda harcamaktan da asla tereddüt etmezdim. Çünkü sen hiçbir zaman kendine çağırmadın ki! Senin işaret ettiğin yol, Hz. Muhammed’in yoluydu, daima Hakk’a, hakikate doğruya, adalete çağırdın abi. Aslına bakarsan şayet kendine çağırsaydın o iş kolaydı, senin gidişinle şimdi görev tamam olurdu! Sen bizleri ezeli ve ebedi olana, Allah’ın yoluna davet ettin, iyi ki doğrusunu yaptın ağabeyim. Sen müsterih ol, bizler vazgeçmedik, vaz geçmeyeceğiz! 

Bizleri büyük bir davaya davet ettin: “Türkiye’yi değiştireceksiniz!” dedin. “Ortadoğu’yu değiştireceksiniz, Türk Dünyası’nı değiştireceksiniz! İslâm Dünyası’nı, dokuz asırdan beridir uyuyan, ummanında bir fırtınanın eseri olmadığı bu dünyayı fokur fokur kaynatacaksınız; sizin göreviniz bu!..” diyerek çok ağır bir görev yükledin… Dünyaya düzen vermek için hayatını harcayan büyük adam, emirlerini harfiyen yerine getireceğiz; bizler göremesek bile, torunların temellerini attığın eseri tamamlayacak, yeni bir medeniyet inşa edeceğiz, dünyayı ıslah edeceğiz inşallah, rahat uyu muhterem ağabeyim. 

Allah seni rahmet ve lütuf hazineleriyle donatsın sevgili ağabeyim. 

Seni canından çok seven kardeşin 

Nejat CEBECİ

Yorum Yapın

Navigate