HOŞGELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN          

Ramazan, dini duyguların ve manevi atmosferin ibadete yoğunlaşarak adeta zirve yaptığı bir aydır. Ramazan, aynı zamanda  toplu yapılan bir ibadetin adıdır, Ramazan da gün boyunca hem aile de hem de toplumda toplu yapılan ibadetlerde ki birliğin adıdır. Ramazan, müslümanların değerleriyle birlikte yaşadığı ve daha anlamlı hale getirerek nefsi ile karşı karşıya geldiği bir aydır. Ramazan, bir insanın kendisi ile yüzleşmesidir.  Ramazan ve Oruç; açları, susuzları, sabrı ve kıtlığı anlama ve yaşamadır. Ramazan, bereket ve Kur-an Ayıdır. Ramazan, nefislerin muhasebe ayıdır.  Ramazan, orucun, bütün vücut organları ile tutulması ile daha anlamlı ve kıymetlidir. oruç tutmak nefsin ve arzuların gemlenerek Zaptürapt altına almaktır. hakkıyla oruç tutmak yemek, içmek ve cinsi arzulardan uzak durmanın yanında, kalp kırmamak, başkalarına zarar vermemek, trafik kurallarına uymak, birilerine hakaret etmemek, daha çok sabırlı olmak, yardıma koşmak, manevi arınmak, barışı hakim kılmak, kendisi ve başkaları için hayır dualrında bulunmak, paylaşmak de diğergamlı( kendisi yanında başkaları içinde gayret göstermek, yaşamaktır) olmaktır.                                                                                                                                           

       “DEVLET YETİMHANELER KURAR, AMA YETİM BAŞI OKŞAYAMAZ”

Maalesef ülkemiz şu anda mülteciler, sığınmacılar ve göçmenler yurdu haline getirildi. Şehrimizde, yani Kayseri de80.000 mülteci ve sığınmacı yaşamakta, ülke genelinde ise4 .000.000 u aşkın insan evini, barkını, yurdunu zorla terkederek ülkemize sığınmış bulunmaktadır. bunlar aynı zamanda bakıma muhtaç sığınmacıdırlar. Devletin, STK’ların ve vatandaşların bunlara yardım elini uzatmalarından başka çare yoktur.  Bu kimsesizler; 1-mülteciler, 2- sokak çocukları, 3- huzur evlerinde kalanlar, 4- yetimler, 5- modern yalnızlardır. Bu kimsesizlere ve ilgisizlere sahip çıkmak yanlarında kimse olmak hepimizin dini görevidir. bu noktada orucun bir kalkan olduğu ve insanı koruduğu ve sevabını, karşılığını sadece Allah’tan beklediği bir ibadet olmasını hasebiyle müslümanlara ve insanlığa karşı olan vazifelerimizi de yerine getirmeliyiz. Diğer taraftan ramazan ayı geldiği halde, müslümanlar adeta eski cahiliye dönemi yaşayarak; savaş, göç, göz yaşı, zulüm, insan canına kıyma, ırk ve mezhep savaşları ile birbirlerini boğazlamakta ve karanlık bir savaşa tutuşmaktadırlar. Ey müslümanlar! Ey müminler! Ey peygamber sevenleri! ey Allah’ın kulları! ne olur ! düşmanların oyununa gelmeyin bu kanlı savaşı durdurun. bu yaptıklarınız ne İslam’a ne de kitaba sığmaz. bunların İslam’ın özü ile hiç bir alakası yoktur, tamamen terstir ve çok büyük bir günahtır. Bu oyuna gelenler bunun altından kalkamazlar, onlar bu dünya da da ahirette de bunun hesabını er veya geç vereceklerdir. onun için bugün din adına öne geçenler, mesaj verenler ve öğütte bulunanlar yaptıkları her konuşma ve davranışta çok dikkat etmeleri ve yanlış yerlere, yanlış anlaşılır mesajlar  vermemeliler. Aksi taktir de bunun vebalinden kurtulamazlar.

  MANEVİ HASTALIKLAR: HASET-RİYA-GIYBET-KİBİR-HUSUME ŞEHVET-BENCİLLİK- MENFAAT ÇEKİŞMELERİ

Bu manevi hastalıklar, müslümanları ve genelde bütün insanları kasıp kavurmakta ve yaptıkları iyilikleri yok etmektedir. bu manevi hastalıklardan uzak durmalıyız, Ramazan’ın ve oruç tutmanın manevi huzurunu yaşamak için bu hastalıkların tedavi edilmesine çalışmalıyız. unutmayınız ki üç dünya vardır: 1-Küçük dünya: insandır. 2- Büyük dünya: Kainattır, 3- En büyük dünya: Kur-an’ı Kerim’dir. insanın bu kainatta mutlu, huzurlu, sağlıklı ve dört başı mamur olması için insanlığın Kur-an’ı Kerim’e; su, hava, uyku ve gıdadan daha çok ihtiyacı vardır. o halde kurtuluş İslam’dadır. Ramazanınız hayırlı olsun ve  manevi arınmamıza vesile olsun.

Yorum Yapın

Navigate